Haberler
   Halk Sağlığı Bültenleri
   Halk Sağlığı Köşesi
   Bilimsel Bültenler




HALK SAĞLIĞI BÜLTENLERİ

RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİ


Kadınlarda görülen kanserler arasında meme kanserinden sonra ikinci sırada yer alır.

Bulgular

Rahim ağzı kanseri öncelikle kendini anormal kanamalarla belli eder. Bu kanamalar doğurganlık çağındaki kadınlarda iki adet arasında görülen düzensiz kanamalar şeklinde ortaya çıkar. Menopoz sonrası dönemde ise, herhangi bir zamanda görülen kanamalar şeklinde kendini gösterir. Hastalığın önemli şikayetlerinden biri de “postkoital” olarak adlandırılan, cinsel temas sonrası görülen kanamalardır. Normal adet dönemleri dışında meydana gelen kanamaların mutlaka araştırılması gerekir. Bazı hastalarda bu rahatsızlık kötü kokulu akıntılar şeklinde de kendini gösterebilir ve bu akıntılar kanla karışık olabilir. Ağrı ise, rahim ağzı kanserlerinde ileri dönemlerde ortaya çıkan bir şikayet olup, erken dönemde kesinlikle görülmez. Her kanser türünde olduğu gibi, rahim ağzı kanserinde de erken teşhis çok önemlidir. Çünkü ancak o zaman gerekli müdahale yapılabilir ve hasta eski sağlığına kavuşur.

Risk faktörleri

• Sigara kullanımı,
• Cinsel yolla bulaşan hastalıklar,
• 18 yaşın altında cinsel ilişkinin başlaması,
• Düşük sosyo ekonomik durum,
• Çok doğum yapmak,
• 18 yaşın altında doğum yapmak,
• Bağışıklık sisteminin yetersiz olması,
• Folik asit, vitamin A ve vitamin C eksikliği,
• Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan özellikle insan papillom virüs (HPV) enfeksiyonu en önemli risk faktörü olarak kabul edilir.

Erken tanı

Rahim ağzı kanseri son yıllarda erken tanının arttığı kanser türlerinden biridir. Kanser rahim ağzından alınan sıvı örneğinden yapılan Pap smear testi denilen tarama yöntemi ile erken dönemde tanınır. Böylece kanserin ilerlemesi ve diğer organlara yayılması önlenir. İlk kez 1943’de Yunan asıllı bir Amerikalı Anatomi uzmanı olan Dr George Papanicolaou (1883-1962) tarafından tanımlandığı için onun adına ithafen Pap smear test ya da Pap test olarak da adlandırılır. Bu test sayesinde 1955-1992 yılları arasında rahim ağzı kanserinden ölüm oranı %74 azalmıştır.

Smear testi öncesi nelere dikkat edilmeli?

• Smear öncesi 24 saat boyunca cinsel ilişkide bulunulmamalı, tampon kullanılmamalı,
• Smear öncesi 72 saat boyunca vajinal krem, tablet, ilaç kullanılmamalı; vajinal duş yapılmamalı,
• Adet kanamasının olmadığı ve akıntının en az olduğu dönemde bu test yapılmalıdır.
• Testten önce mesane (idrar torbası) boşaltılmalıdır.
Rahim ağzı kanseri için en etkin tarama yöntemi olan Pap smear testi 18 yaşını tamamlamış ve cinsel aktivitesi olan her kadına yılda bir kez yapılmalıdır.

Nasıl korunulur?

• Rahim ağzı kanserinden korunmak için vajinal smear araştırmalarına, yaşa bakılmaksızın ilk cinsel temas yılında başlanmalı ve 1-2 yıllık aralıklar ile tekrarlanmalıdır.
• Erken tanı konulabilmesi için, kadınların uygun aralıklarla hekime müracaat etmeleri gerekir. Doğru tedavinin uygulandığı kadınlarda rahim ağzı kanseri hemen hemen hiç görülmez.
• Rahim ağzı kanserinden korunmanın başlıca yolları; çok eşli olmamak, sigara içmemek ve rahim ağzı kanseri tarama programlarına katılmaktır.
• Rahim ağzı kanseri, vücutta oluşum aşamaları en iyi bilinen kanserlerden biridir. Düzenli olarak kontrollerin yapıldığı kadınlarda hastalık, kanser oluşmadan yakalanabilir ve oluşumu engellenebilir.
• Uygun kontrolleri yaptıran kadınlarda rahim ağzı kanseri görülme olasılığı sıfıra iner ve böylece kadınlar sık görülen kanserlerin biri olan rahim ağzı kanserinden tamamen kurtulabilirler.

Yumurtalık (over) kanseri

Kadınlarda en sık rastlanılan kanserler arasında beşinci sıradadır. Kadın üreme organlarına ait kanserler arasında ise ikinci sırada yer alır. Her yaşta görülebildiği gibi, en çok 60-64 yaş aralığında rastlanır. 64 yaşından sonra görülme sıklığı azalır. Yaşam boyu bir kadının yumurtalık kanserine yakalanma riski % 1.5 iken, birinci derece akrabası yumurtalık kanseri olanda bu oran % 5’e yükselir.

Bulgular

Yumurtalık kanseri, kadın üreme organlarına ait kanserler içinde erken tanısı oldukça zor olan ve ne yazık ki belirti verdiğinde genellikle ileri evrelere ulaşmış olan bir kanser türüdür. Yumurtalık kanserinde görülen bulguların bu hastalığa özgü olmaması da bu tabloya katkıda bulunmaktadır. En sık görülen belirtiler sırasıyla; • Karın ve bel ağrısı
• Kasıklarda ağrı
• Kitle veya karın içinde sıvı toplanmasına bağlı olarak karında şişlik yakınmasının olması
• Gaz, iştahsızlık, uzun süren karın ağrısı veya hazımsızlık gibi sindirim sistemi problemlerinin olması
• Anormal vajinal kanama
• Kasıklarda basınç hissine bağlı sürekli idrar yapma veya dışkılama hissinin olması, idrar yaparken yanma
• Kabızlık
• İştahsızlık
• Bulantı

Kimler risk altındadır?

Riski artıran faktörler:
• Ailede birden fazla yumurtalık kanseri olan bireyin bulunması
• Yumurtalık kanserine yakalanma açısından yüksek risk altında olan kadınlarda saptanan BRCA gen mutasyonu
• Hiç doğum yapmamış olmak
• Erken adet görmek
• Geç menopoza girmek
• CA 125 adlı tümör belirtecinin kandaki düzeyinin artması
• Sigara kullanımı
• Yağdan zengin beslenme
• Serum selenyum düzeyinin düşük olması
Riski azaltan faktörler:
• Birden fazla sayıda doğum yapmak
• Doğum kontrol hapı kullanmak
• Rahmin alınması
• Tüplerin bağlanması
• Emzirmek
• Koruyucu olarak yumurtalıkların alınması

Tanı

Yumurtalıklar karnın alt kısmında ve kasıkların arkasında, iç tarafta bulundukları için, kanserin erken dönemlerinde, yumurtalık tümörleri henüz küçük boyutta iken, muayene ile saptanması oldukça zordur. Geç bulgu vermesi nedeniyle yumurtalık kanseri olgularının üçte ikisinin tanısı geç evrede konur. Bununla birlikte hastaların % 25’inde erken evrelerde tanı konulabilmektedir.
İlk yakınma genellikle alt karın bölgesinde şişkinlik hissi ve hazımsızlıktır. İlerleyen aşamalarda büyüyen tümör dokusu karında şişkinlik yapmaya başlar. Karın, kilo alıyormuş veya gebe kalınmış izlenimi verecek şekilde öne bombeleşir. İleri evre yumurtalık kanserlerinde karın içi sıvı birikimi de olmaktadır.
Bu sıvı şikayetleri daha da belirginleştirir. Çoğu kanserde olduğu gibi en son aşamaya kadar herhangi bir ağrı yakınması olmaması doğaldır. Bazı yumurtalık kanserleri hormonal yönden aktiftir ve hormon salgılar. Bu salgılanan hormonların etkilerine bağlı olarak tüylenme, memelerde dolgunluk ve adet kanaması şikayetleri (menopoz sonrası yıllarda) olabilir.
Tüm jinekolojik kanserler arasında en ölümcül olan yumurtalık kanseri için etkin bir erken tanı ve tarama yöntemi ne yazık ki yoktur. Ancak, belli bir bölgede sınırlı kalan yumurtalık kanseri olan hastaların %90’ının tanıdan itibaren 5 yıldan fazla yaşama şansı vardır. Rahim ağzı kanserine özgü bir tarama testi olan Pap smear testi’nin yumurtalık kanserinin erken teşhisinde bir yararı yoktur.
Yumurtalık kanserinden şüphelenildiğinde ultrason muayenesi ile yumurtalıkların izlenmesi gerekir. Yumurtalıklardaki irileşme, yumurtalık içerisinde kist veya kitle olup olmadığı yönünden değerlendirilir. Gerekli görüldüğünde bilgisayarlı tomografi gibi yöntemlere de başvurulur. Eğer karın içinde sebebi belli olmayan bir şekilde sıvı toplanması (asit) varsa, sıvı ince bir iğne ile aspire edilerek patolojik değerlendirmeye alınır. Gerekli görüldüğünde bilgisayarlı tomografi gibi yöntemlerle yumurtalıklar izlenir. Yıllık rutin muayene erken tanı için yeterli değildir. İlk kez 1980’li yıllarda tanımlanan ve bir yüzey antijeni olan CA-125 adlı tümör belirteci ile yumurtalık kanserinin yüzde 80’i saptanabilir. Ancak CA-125 değerleri gebelik, rahim iç dokusunun rahim dışındaki bölgelerde bulunması olarak tarif edilen endometriozis, iyi huylu yumurtalık kistleri, enfeksiyon gibi birçok nedene bağlı olarak kanda yükselebilir. Ayrıca erken dönemdeki yumurtalık kanserlerinin yüzde 50’sinde CA-125 normal değerlerde de bulunabilir. Bu test yüksek bulunduğu takdirde, görüntüleme yöntemlerinin kullanılması suretiyle karın boşluğu içinde sıvı tespit edilirse, bu sıvıdan örnek alınıp incelenerek veya doğrudan yumurtalıklardan parça örneği (biyopsi) alınarak bir kanserin var olup olmadığı araştırılmalıdır.

Tedavi

Yumurtalık kanseri ancak cerrahi olarak tedavi edilir. Ameliyatın kapsamı kanserin tipine ve yayılma derecesine bağlıdır. Eğer kanser tek bir yumurtalıkta lokalize ise başka bir dokuya yayılmamışsa, tek bir yumurtalık çıkartılarak operasyon tamamlanır. Bunun ötesindeki durumlarda her iki yumurtalık, tüpler ve rahim alınır. Karın içerisinde kanserin yayılmış olduğu her doku çıkartılır. Ameliyat sonrasında kemoterapi (ilaçla kanser tedavisi) veya ışın tedavisi uygulanır. Burada amaç cerrahi yöntemle çıkartılamamış olan mikroskopik düzeydeki tümör hücrelerini ortadan kaldırmaktır.



 
© , Biruni Laboratuvarı - Her hakkı saklıdır.