Haberler
   Halk Sağlığı Bültenleri
   Halk Sağlığı Köşesi
   Bilimsel Bültenler






HALK SAĞLIĞI BÜLTENLERİ

PANİK ATAK VE PANİK BOZUKLUK


Panik bozukluk psikiyatri literetüründe genel anlamıyla anksiyete bozuklukları içinde tanımlanmaktadır. Anksiyete (kaygı, bunaltı) her insan tarafından yaşanan bir duygudur. Asıl amacı, yaşamın sürdürülmesi ve uyum davranışının gelişimini sağlamaktır. Ancak bir yere kadar sağlıklı olan bu duygunun yaşanması, bir noktadan sonra kişinin yaşamını ve diğer insanlarla olan ilişkilerini olumsuz olarak etkilemeye başlar. Bunaltı duygusu, olaylara; içerdikleri tehlikelerle orantısız, uygunsuz ve abartılmış yanıtlar verilmesine neden olur. Bunaltı, çeşitli bedensel ve ruhsal belirtilerle kendini gösterir.

Panik Atak; aniden başlayan ve zaman zaman tekrarlayan, insanı dehşet içinde bırakan yoğun sıkıntı ya da korku nöbetleridir. Atak birden başlar ve genellikle 10 dakikada ya da daha kısa bir süre içinde hızla doruk düzeyine ulaşır. Çoğu zaman buna, bir tehlikenin yaklaştığı ve kötü bir şeyler olacağı duygusu ve kaçma isteği eşlik eder.

Panik atakla birlikte bir dizi bedensel ve zihinsel belirtiler görülür. Bunlar;
• Kalp çarpıntısı,
• Terleme,
• Titreme ya da sarsılma,
• Nefes darlığı ya da boğulma hissi,
• Soluğun kesilmesi,
• Göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissi,
• Bulantı ya da karın ağrısı,
• Baş dönmesi ya da sersemlik hissi,
• Gerçek dışılık algısı,
• Kontrolünü kaybedeceği ya da çıldıracağı korkusu,
• Ölüm korkusu,
• Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları.

Ataklar genelde aniden ortaya çıkar ve birkaç dakikada geçer, ancak bazen daha uzun süre devam eden ataklar da olabilir. Panik atak yaşayan kişiler atak anında sıklıkla:
• Ölmek üzereyim
• Kalp krizi geçiriyorum
• Aklımı yitirmek üzereyim
• Kendimden geçmek üzereyim
• Nefes almam mümkün olmayacak
• İnme inecek, felç olabilirim
• Kontrolümü kaybediyorum
• Tansiyonum çok yükseldi ve beyin kanaması geçirmek üzereyim, diye düşünürler.

Atağın başlangıcı ve tetikleyen etkilerin varlığı ya da yokluğuna dayanarak üç farklı panik ataktan söz edilebilir:
1-Panik atağın başlangıcının tetikleyici bir faktörle ilişkisinin bulunmadığı, yani hiç bir neden olmaksızın aniden ortaya çıkan “beklenmedik panik ataklar”.
2-Panik atağın hemen her zaman, örneğin bir yılan veya bir köpek görme gibi tetikleyici bir etkenle karşılaşma durumunun hemen ardından ya da karşılaşacağının düşünülmesi sonucu ortaya çıkan “duruma bağlı panik ataklar”. 3-Genelde tetikleyici bir etkenle karşılaşmanın hemen ardından ortaya çıkan, ancak her zaman için bununla bağlantılı olmayan “durumsal olarak eğilim gösterebilen panik ataklar”.
Panik Bozukluk; tekrarlayıcı, beklenmedik panik atakları ve en az bir panik atağı izleyen olası bir atakla ilgili belirtilerin olduğu bir kaygı bozukluğudur. Panik bozukluk yaşayan kişiler aniden, hiç bir uyarı olmaksızın gelen ve tekrarlayan terör duygusu yaşarlar. Bir atağın ne zaman olacağını tahmin edemezler ve ataklar arasında bir sonraki atağın nerede ve ne zaman geleceği ile ilgili endişe ederek yoğun kaygı geliştirebilirler. Panik bozukluk ciddi fakat kolaylıkla tedavi edilebilen bir tıbbi hastalıktır. Hemen herkes tedaviye iyi yanıt verir ve haftalar, aylar içinde kişi normal yaşama dönebilir.
Panik bozukluk, kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha sık görülür. Panik bozukluk tanılı hastaların %75-80'i kadındır. Panik atak ya da bozukluk her yaşta başlayabilir. En sık olarak 20-30 yaşları arasında başlar, yaş ilerledikçe bu oran düşer. Panik bozukluğun karakteristik özelliği olan ve panik atak denilen sıklıkla tekrar eden korku nöbetleri oldukça rahatsız edicidir. Panik ataklar ya da onlardan kaçınma, yaşamı tamamen kontrol altına alabilir. Bu bozukluk gündelik yaşamla, iş ve aile ilişkilerine ciddi zarar verebilir. Tedavi edilmediği sürece yıllarca sürebilir.
Panik atak ve panik bozukluk tedavisinin ilk adımı bilgilendirme ve eğitimdir. Kişiler yaşadıkları durumla ilgili bilgilendikçe daha rahat, güvenli olacak ve tedaviye yönelik olumlu beklentileri ve katılımları artacaktır. Gerektiğinde hastaya ilaç tedavisi ile birlikte uygulanan psikoterapi yöntemleri de tedavideki başarı oranını oldukça yükseltmektedir.


 
© , Biruni Laboratuvarı - Her hakkı saklıdır.