|
|
 |

HALK SAĞLIĞI BÜLTENLERİ
OBEZİTE
Geçmişte obezite iştah çekici gıda maddelerinin gereğinden fazla tüketilmesi sonucu ortaya çıkan
bir durum olarak niteleniyordu. Bilimsel araştırmalar ise obezitenin karmaşık bir olgu olduğunu,
insanın biyolojik yapısından kaynaklanan bir hastalık olduğunu göstermektedir. Obezitenin çok
çeşitli nedenlerden kaynaklandığı ve farklı tipleri olduğu bilinmektedir.
Obezite-Aşırı Şişmanlık Nedir?
Yağ dokusu insan vücudunun normal bir yapı elemanıdır ve vücuda gerekli enerjiyi yağ şeklinde
depolayarak metabolizmanın ihtiyaçlarını karşılar. Obezite ise insan vücudunda yağ miktarının
gereğinden fazla artmasıdır ve sonuç olarak sıklıkla sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden
olur. Yağ birikmesi yağ hücrelerinin hacimlerinin artmasına neden olur. Aşırı şişmanlıkta
vücuttaki yağ hücreleri sayısı da artış gösterir. Bu durum vücudun enerji alımı ve harcaması
arasındaki düzensizlikten kaynaklanmaktadır.
Obezite-Aşırı şişmanlık metabolik, biyokimyasal, fizyolojik, psikolojik, genetik ve çevresel
faktörlerin rol oynadığı bir hastalıktır. Bu faktörlere iki önemli etkeni de eklemek gerekir;
kontrolsüz biçimde fazla kalori alınması ve fiziksel aktivitenin çok düşük düzeye indirilmesi
, yani hareketsiz yaşam.
Bilimsel araştırmalarda yağ hücrelerinde bulunan Leptin adlı bir protein molekülünün obezitenin
oluşumunda rol oynayabileceği belirtilmektedir. Bu molekülün normal koşullarda metabolizma
ve iştahı etkileyerek yağ miktarını azaltmaya, kilo vermeye yardımcı olduğu yönünde
bulgular vardır. Fonksiyon veya üretiminde bir bozukluk meydana gelmesi halinde obezite söz
konusu olabilmektedir.
Obezite Nasıl Ölçülür?
Kişinin obez olup olmadığının saptanmasında belirli bir tabloya göre belirlenmiş ideal vücut
ağırlıklarıyla kişinin ağırlığı kıyaslanabilir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan ve tıbbın
kabul ettiği kriter Vücut Kitle İndeksi ( Body Mass Index) dir.
Vücut Kitle İndeksi = Kilo,(Kg) / (Boy, m)2
Örneğin; ağırlığı 95 kg olan 180 cm boyundaki bir kişi için VKİ=95/(1.8)2 = 95/3.24 = 29.3 kg/m2
Amerikan Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü (NHLBI) referans kriterlerine göre de Vücut
Kitle İndeksi 25-29.9 aralığında olan kişiler şişman, 30 ve üzerinde olan kişiler obez-aşırı
şişman olarak kabul edilmektedir.
Kilo ve boy ölçüleri aynı olan kişilerin vücut yapıları ve tıbbi özellikleri farklı olabilir.
Bu nedenle Vücut Kitle İndeksi hesaplamasının obezite konusunda sadece bir gösterge olduğunu
unutmamalıyız. Ancak sağlık sorunları ve uzun ömür açısından bilimsel bir gösterge olduğu
kabul edilmektedir. Uzmanlar vücut ağırlığının arzu edilen kiloya göre % 20 veya daha fazla
artmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı konusunda birleşmektedirler.
Obezitenin Neden Olduğu Hastalıklar:
Klinik araştırmalar obezite ile çeşitli hastalıklar arasında güçlü bir ilişki olduğunu
göstermektedir. Bilimsel veriler ışığında obezite-aşırı şişmanlığa bakış açımızı değiştirmemiz
gerekmektedir. Obezitenin sadece estetik bir sorun olmadığını, yaşamı tehdit eden ciddi bir
sağlık sorunu olduğunu algılamak zorundayız.
Araştırma bulgularına göre obezite kalp damar hastalıklarının gelişmesine yol açan bağımsız
ve önemli bir risk faktörüdür. Bu risk faktörünü tanımlarken “bağımsız” ifadesini sigara,
hipertansiyon ve benzeri diğer hazırlayıcı faktörler bulunmasa bile obezitenin tek başına
kalp hastalıkları açısından bir risk faktörü olduğunu vurgulamak amacıyla kullanıyoruz.
Obezite yalnız kalp damar hastalıklarına neden olmakla kalmayıp safra taşları, diyabet,
hipertansiyon oluşumuna ve eklem hastalıklarının kötüye gitmesine yol açmaktadır.
Araştırma bulgularına göre Vücut Kitle İndeksinin erkeklerde 27.8 , kadınlarda 27.3 değerlerinin
üzerinde olması kalp damar hastalıkları riskini ciddi biçimde artırmaktadır.
Kilolu kişilerde hipertansiyon olasılığı normal kilolu bireylere göre 2.9 kat fazladır.
Bu oran 20-44 yaş aralığında 5.6 ya çıkmaktadır. Gençlerde kolesterol yüksekliği riskinin
kilo ile ilişkisi 2.1 kat olarak belirlenmiştir.
Obezite kan şekeri, kolestrol ve trigliserid düzeylerinin artmasına, HDL-kolesterol
(iyi kolesterol) düzeylerinin düşmesine neden olmaktadır.
Yukarıda saydığımız olumsuzlukların yanı sıra obezite-kanser yakın ilişkisi geniş kapsamlı,
uzun yıllar süren klinik araştırmalar sonucunda saptanmıştır. Obez erkeklerde sigara içme
alışkanlıklarından bağımsız olarak bağırsak, rektum ve prostat kanserlerinden ölüm oranı
daha yüksektir. Obez kadınlarda ise safra kesesi, meme, rahim ve yumurtalık kanserinden ölüm
oranı yüksek bulunmuştur. Endometrial kanser türünde kilolu kadınların normal kilolulara göre
kansere yakalanma riski 5.4 misli fazladır.
Şişmanlık Ömrü Kısaltır mı?
Obezitenin yaşam süresini olumsuz etkileyip etkilemediği konusunda çeşitli araştırma çalışmaları
yapılmıştır. Sonuç olumsuz etkilediği yönündedir. Özellikle sağlık sigorta şirketleri için
yapılan Framingam 30 yıllık takip çalışması ve American Cancer Society çalışması ciddi
bilimsel sonuçlar ortaya koymuştur. Fazla kilo ile ölüm oranı artışı arasında bir paralellik
mevcuttur. Bir başka deyişle şişmanlık insan ömrünü kısaltmaktadır.
Kilo ile bağlantılı ölüm oranlarındaki artışın sigara içme alışkanlığına bağlı olmadığı da görülmüştür.
Kilo-ölüm oranı arasındaki paralel ilişki yaşlı kişilere kıyasla 50 yaş altındaki grup için
çok daha önem taşımaktadır. Özellikle gençlerde obezite sorununun ciddi biçimde ele alınması ve
bir hastalık olarak tedavi edilmesi gerekmektedir.
Obezite Kimleri Etkilemektedir?
Obezitenin metabolik, biyokimyasal, fizyolojik, psikolojik , genetik ve çevresel faktörlerden
kaynaklanan bir hastalık olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. 1999 yılında Amerikan Tıp
Birliği Dergisi (JAMA) da yayınlanan bir araştırmaya göre Amerika Birleşik Devletlerinde
yaşayan erişkinlerin % 50’si şişman (owerweight), ve bu oran içerisinde yer alan % 22’si
aşırı şişman (obese) olarak değerlendirilmektedir.
Obezitenin görülme sıklığı giderek artmaktadır. Genel ortalama olarak % 30 düzeyini aşma
eğilimindedir. Son 10 yılda % 7’lik artış oranı ciddi bir tehlikeyi işaret etmektedir.
Geçmiş yıllara göre sürekli artış kaydeden obezite konusunda kadın, erkek, ırk, yaş ve
eğitim düzeyinden bağımsız bir artışın gerçekleştiği görülmektedir. Bir hastalık olarak ele
alınıp ciddi önlemler alınmadığı takdirde insan sağlığını tehdit eden en önemli sorun
haline gelmesi kaçınılmazdır. Dolayısıyla tüm toplum bireylerinin içerisinde yaşadıkları çevre
koşulları ve genetik özellikler nedeniyle bu hastalık riski ile karşılaşabileceklerini
düşünerek dikkatli olmaları gerekir.
Obezite ve buna bağlı nedenlerden kaynaklanan ölümler ABD’de ikinci sıraya yerleşmiştir ve
yılda yaklaşık 300.000 kişi bu nedenle hayatını kaybetmektedir.
Büyüyen Bir Sorun;
Çocukluk Çağında Obezite
6-17 Yaş grubundaki her 5 çocuktan bir tanesinin kilolu olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız.
Son 30 yıl içerisinde şişman çocuk miktarı iki misline çıkmıştır. Obezite denilen bu kronik
hastalık çocuk hastalıkları içerisinde en hızlı artışı göstermiştir.
Batı stili yaşam tarzı çocukların giderek hareketsizleşmesine, oyundan uzaklaşmasına,
televizyon karşısında, video-bilgisayar oyunları oynayarak, kalorisi yüksek, yağ oranı fazla
“abur cubur” besinlerle beslenmelerine zemin hazırlamaktadır. Bu zeminde obezite ve bağlantılı
hastalıkların gelişmesi kolaylaşmaktadır.
Yeni bin yılın en önemli sağlık problemlerinden birisi olan obezitenin çocukluk çağında da
çok dikkat edilmesi gereken bir hastalık olduğu iyi bilinmelidir. Çocuk yetiştiren ana babalar
kilolu çocuklarına sadece diyet yaptırarak bu soruna çözüm bulamayabileceklerini bilmelidirler.
Bu konuda kesin çözüm Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanlarının görüşleri doğrultusunda
hareket etmektir.
Obezitenin zararları ileri yaşlarda daha belirgindir
Bu satırlara kadar sıraladığımız sistemik hastalıklar ya obezitenin hazırladığı zemin üzerinde oluşur
ya da obezite ile birlikte seyreder. Uzun yıllar sağlığımızı tehdit eden bu hastalıkların etkileri
vücudumuz yaşlandıkça daha da yıkıcı olur. Diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıklarına,
artan vücut ağırlığı nedeniyle eklem rahatsızlıkları da eklenir. Unutmayalım ki obezite, zamanında
önlem almazsak sağlıklı yaşayacağımız ileri yaşlarımızda günlük yaşantımızı çok zorlaştıracak
sağlık sorunları yaratır.
Obezite ile Nasıl Başedebiliriz?
Obezitenin sadece estetik bir sorun olmadığını, yaşamı tehdit eden ciddi bir hastalık olduğunu
herkesin çok iyi anlaması şarttır. Obezite ile mücadelenin ilk koşulu kalıcı şekilde kilo verebilmektir.
Obezite ile ilgili hekimlerin oluşturdukları American Society of Bariatric Physicians kurumu
tıbbi kontrol altında kilo verme programlarının aşağıdaki unsurları içermesi gerektiğini belirtmektedir.
1)Kilolu, şişman, obez kişinin tıbbi özgeçmişi incelenmeli, fiziki muayenesi yapılmalı, gerekli
laboratuvar analizleri yapılmalı, gerektiği takdirde elektrokardiyogramı alınmalıdır.
2)Diğer uzmanlarla gerekli işbirliği sağlanması gereken konular ;
? Düşük kalorili diyet ve beslenme programı
? Güvenli ve kişiye uygun bir egzersiz programı
? Yaşam biçiminin değiştirilmesi; beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, strese bağlı yemek yemenin
önlenmesi, ailenin beslenme düzeninde değişiklikler, vb.
? Tıbbi açıdan gerekli görüldüğü takdirde iştah kesici, yağ emilimini azaltıcı, vb. tedaviler.
3)Yapılacak her türlü uygulamanın zaman içerisinde yarar sağlayacağının hastaya iyi anlatılması.
Bazı durumlarda % 5-10 düzeyinde bile sağlanılacak bir kilo azalması sağlık açısından önemli kazançlar sağlayabilir.
4)Periyodik kontrol ve takip programı uygulanmasının başarılı sonuç alınmasında kritik önem taşıdığı algılanmalıdır.
5)Tıbbi olarak gerek görülen hallerde cerrahi uygulamalara başvurulabilir.
Obezite
(1.11 MB)

|
|
|
 |
 |
 |
© , Biruni Laboratuvarı - Her hakkı saklıdır. |
|
|
 |