Haberler
   Halk Sağlığı Bültenleri
   Halk Sağlığı Köşesi
   Bilimsel Bültenler






HALK SAĞLIĞI BÜLTENLERİ

MENOPOZ VE HAYAT


Menopoz sözcüğünün gerçek kelime anlamı ‘son adet kanaması’dır (Yunanca kökenli Meno: Ay, Pause: Son anlamına gelir). Menopoz, kadınlarda ergenlik çağı ile başlayan ve düzenli aralıklarla her ay tekrarlanan adet kanamalarının sona ermesi ve bir daha adet görülmemesi durumudur. Menopoz, hormon dengesinin değişmesi sonucu doğurganlık özelliğinin kaybedildiği bir dönemdir. Menopoz dönemi, öncesi ve sonrası ile birlikte her bireyde farklılık gösteren yaşamın doğal bir değişim sürecidir.

Menopoz öncesi adet düzensizliklerinin başladığı ve bazı menopoz belirtilerinin görüldüğü yıllar pre-menopoz, menopozdan sonraki dönem ise post-menopoz olarak adlandırılır. Birbirini ardarda basamak şeklinde izleyen pre-menopoz, menopoz ve post-menopoz aşamalarına da toplu olarak Klimakterium (Yun. Klimakter: merdiven basamağı) denir.

Menopoz dönemi kadın hayatının üçte birini oluşturur. Menopoza girme yaşı 45-55 yaşları arasında değişir. Ortalama yaş 51 civarındadır.

Hiç doğum yapmamış kadınlar menopoza daha erken girerler.
Genellikle anne ile kız aynı yaşlarda menopoza girerler. Menopoza girme yaşı kalıtsal olabilir.
Beslenme bozukluğu olan ve vejetaryen beslenme tarzını benimseyen kadınlar nispeten daha erken yaşlarda menopoza girerler.
Düşük kilolu kadınlar menopoza daha erken girme eğilimindedirler.
Yüksek yerde yaşayanlar menopoza daha erken girerler.
Düzenli spor yapan bayanlar daha geç menopoza girerler.
Erken adet gören kadınlar daha geç menopoza girerler.
Düzensiz hayat tarzı (beslenme, içki, sigara, uyku düzeni, stres) olan bayanlar daha erken menopoza girerler.

Erken menopoz 35 yaşın altında menopoza girilmesi durumudur. Bu kişilerde doğuştan yumurta oluşturacak hücre sayısı azdır veya geçirilen çeşitli hastalıklar, stres, tedavi amacıyla kullanılan bazı ilaçlar sonucu bu yumurtalar hasar görür.

Cerrahi menopoz ameliyat ile yumurtalıkların alınması ve buna bağlı oluşan menopozdur.

Türkiye’de ortalama menopoza giriş yaşı 46’dır.

Menopoz Belirtileri

Östrojen hormonunun azalması bazı değişimlere neden olur. Menopozun belirtileri her kadına özgü olarak gelişir. Bu belirtiler bazı kişilerde hiç görülmeyebilir ya da çoğu bir arada görülebilir. Menopoz belirtileri; erken, orta ve geç dönem olmak üzere üç aşamada değerlendirilir.

Erken dönemde ortaya çıkan belirtileri fiziksel ve psikolojik olmak üzere iki başlık altında toplamak mümkündür. Zaman zaman hissedilen sıcak basmaları ve bu ısı artışına bağlı olarak yüz ve boyunda kızarmalar ve terlemeler, ayrıca iklim koşullarından bağımsız gece terlemeleri (gece yarısı meydana gelen ve bazen uykudan uyandıran sıcak basmaları) kadınların dörtte üçünde görülür. Ara ara gelen kalp çarpıntıları, sık tekrarlayan baş ağrıları ve sebepsiz baş dönmeleri ile bazen buna eşlik eden mide bulantıları da sık karşılaşılan fiziksel belirtiler arasındadır.

Psikolojik belirtiler daha çok yakınma veya şikayet biçiminde dile getirilir. Zihin karışıklığı, dikkat toplayamama, düşünce ve hareketlerde yavaşlama, unutkanlık, sinirlilik ve alınganlık ile huzursuzluk, uykusuzluk ya da depresyon gibi duygusal değişmeler olabilir. Bu yakınmalara genellikle fizik kondisyondaki yetersizlik, halsizlik ve kolay yorulma hissi de eşlik eder. Kişiler, olaylar ve durumlar karşısında kendilerini psikolojik olarak yetersiz hissedebilirler. Belli bir somut nedene bağlı olmayan ağlama nöbetleri olabilir. Bu genel huzursuzluk hali cinsel yaşama da yansıyabilir ve cinsel istekte (libido) azalış görülebilir. Ancak bunun tersi de aynı derecede mümkündür ve kişiler cinsel isteklerinde artış olduğunu farkederler.

Orta dönemde görülebilen belirtiler ise fiziksel olarak belirgin değişikliklerin ortaya çıkmasıdır. Memeler ve genital organlar gerileme gösterirler. Meme dokusunda gevşeme ve buna bağlı sarkma meydana gelir. Rahim ile yumurtalıkların boyutları küçülür ve yine sarkma oluşabilir. Klitoris ve küçük dudaklar boyutça gerilerken, gevşeyip sarkarlar. Vagina iç duvarı ve vulva derisi incelir; buna vücut genelinde derinin kuru ve ince bir karakter kazanması da eşlik eder. Saçlar kuruyup dökülürken kol ve bacaklar gibi vücudun diğer bölgelerinde kıllanma artışı gözlenir. Bazen de vücut tüylerinde azalma ve incelme olabilir. Ses nispeten kalınlaşır. Vagina iç duvarını kaplayan mukoza tabakasının incelip, biyolojik ve fiziko-kimyasal özelliklerinin değişmesi vaginada vajinit, alt idrar yollarında da sistit gibi iltihaplanmaların sık görülmesine ve bunlara bağlı kaşıntı, yanma benzeri yakınmalara sebep olabilir. Bu değişikliklerle birlikte genital bölge kaslarının da gevşemesi idrar kaçırmaya yatkınlığa yol açabilir.

Menopoz sürecinin geç dönem belirtileri kalp-damar sistemi ve kemik metabolizması üzerine olan etkilerinden meydana gelir. Kadınlarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı menopoz sonrasında daha yüksektir. Bunda damar sertliği (ateroskleroz) ve buna bağlı olarak da kalp damarlarındaki (koroner damarlar) daralmanın kalp krizine (miyokard infarktüsü) zemin hazırlaması etkendir. Östrojen hormonu kandaki zararlı yağları azaltırken yararlı yağları artırmaktadır. Östrojen damarlar üzerinde gevşetici bir etkiye sahiptir. Östrojen damar içinde pıhtı oluşumu riskini azaltarak kalp krizine karşı koruyucu etki gösterir. Nitekim dışarıdan verilen östrojen hormonunun kalp krizi riskini %25-50 oranında azalttığı görülmüştür.

Menopoz sonrası (post-menopoz) kadınlarda görülen diğer bir klinik tablo da kemik erimesi yani osteoporoz’dur (Yun. osteon: kemik; poros: delikli). Menopoz ile birlikte iskeleti meydana getiren kemiklerin mineral yoğunluğu azalmaya başlar. Kemiğin içindeki destek dokusu zayıflar. Önlem alınmadığı takdirde kemik dokusu süngerimsi bir hal alır ve vücuda binen yükler sonucunda kendiliğinden kırıklar meydana gelebilir. Özellikle omurlarda, kaburgalarda, kalça kemiğinin başında ve diğer bacak kemiklerinde kırıklar görülebilir. Osteoporoz kadınlarda 25 yaş gibi çok erken bir dönemde başlayabilir. Bu nedenle 25-35 yaşları arasında sahip olunan kemik kütlesi ne kadar fazla ise menopoz sonrası osteoporoz gelişme riski o ölçüde düşük olacaktır.

Osteoporoz risk faktörleri;

Beyaz ırktan olmak,
Ailede osteoporoz öyküsü (kalıtım),
Erken menopoz,
Geç adet görme,
Zayıflık,
Çok ve sık doğum,
Yumurtalıkların ameliyatla alınması,
Mide-Bağırsak ameliyatları,
Anti-asit kullanımı,
Uzun süreli hareketsizlik,
Spor gibi fiziksel egzersizlerin yapılmaması,
Uzun süreli yatak istirahati,
Süt, yoğurt, peynir gibi kalsiyumdan zengin diyetle beslenmeyenler,
Alkol kullanımı,
Sigara kullanımı,
Kortizon tedavisi,
Heparin alınımı,
Hipertiroidi, hiperparatiroidi ve Cushing hastalığı; osteoporoz riskini artıran faktörler arasında sayılabilir.

Menopoz ile bağlantılı olarak ortaya çıkan bütün bu belirtilerin ve yakınmaların nedeni yumurtalıkların kadınlık hormonu olan östrojen (Yun. oistros: ihtiras; genos: meydana getirmek) üretimini azaltmaları ve nihayetinde kesmeleridir. Nitekim östrojen içeren ilaç verilen menopozlu hastalarda bütün bu belirtilerin ortadan kalkması veya gerilemesi menopozda asıl etkenin östrojen eksikliği olduğunu göstermektedir. Eksilen hormonların, dışarıdan yerine konması tedavisine Hormon Replasman Tedavisi veya kısaca HRT denmektedir. HRT, yani takviye edici östrojen tedavisi herkese uygulanamaz. Bazı durumlarda östrojenlerin yan etkileri yarar yerine daha çok zarar getirebilir. Bunların başında da belli hastalık durumları gelmektedir:

Nedeni bilinmeyen düzensiz kanamalar,
Karaciğer hastalıkları,
Damar tıkanmaları,
Miyokard infarktüsü
Meme kanseri,
Endometrium (rahim içi dokusu) kanseri.

Bazı durumlarda ise doktorun bireyi özel olarak değerlendirerek östrojen tedavisine karar vermesi söz konusudur. Bu durumlar şunlardır:

Hipertansiyon,
Sigara kullanımı,
Migren,
Metabolik hastalıklar,
Uzun süre yatılması gereken operasyonlar.

İlaç tedavisinin yanı sıra menopoz dönemine geçişin iyi algılanabilmesi için psikolojik danışma desteği alınması da önerilir.

Nefes alma egzersizleri kişiye destek ve rahatlık verir.

Bir fizyoterapistin yardımıyla düzenli yapılacak fiziksel egzersizler iskelet sistemini kuvvetlendirecektir. Ayrıca bir diyetisyen yardımıyla da sağlıklı bir beslenme şeması uygulanabilir. Alınan tüm bu tedbirler menopozun geç belirtisi olan osteoporozun önlenmesinde son derece faydalıdır.

Unutmayınız ki;

Menopoz hayatınızın doğal fizyolojik bir dönemidir.

Gerekli önlemleri alarak bu yılları sağlık ve mutluluk içerisinde geçirebilirsiniz.


  Menopoz (1.63 MB)


 
© , Biruni Laboratuvarı - Her hakkı saklıdır.