Haberler
   Halk Sağlığı Bültenleri
   Halk Sağlığı Köşesi
   Bilimsel Bültenler






HALK SAĞLIĞI BÜLTENLERİ

KAN HASTALIKLARINI ANLAYALIM


Kan, oksijen ile besinleri hücrelere ve her türlü metabolizma artığını da vücuttan atma ile görevli organlara taşıyan sıvı özellikte bir dokudur. Kan vücutta damarlar içinde dolaşır. 70 kg ağırlıktaki bir erişkinde yaklaşık 5 litre kan vardır. Kanın %50-60 kadarı plazma denilen sıvı kısım, kalanı ise kan hücrelerinden oluşur. Plazmanın %90’ı sudur. Kalan kısmı kan proteinleri, pıhtılaşma görevi olan proteinler, bağışıklık sisteminin mikroplarla savaşmasında görev alan antikorlar, tuzlar ve mineraller ile hormonlardan oluşur. Kan hücreleri başlıca alyuvarlar, akyuvarlar ve trombosit denilen hücrelerden meydana gelir. Alyuvarların görevi akciğerden aldığı oksijeni dokulara taşımaktır. Dokularda oluşan metabolizma artığı karbondioksit de alyuvarlar aracılığı ile taşınarak akciğerlerden atılır. Akyuvarların bir kısmı lökositler olarak adlandırılıp, bu hücrelerin temel görevi vücuda giren mikropları içlerine alarak eritmek, dokularda yıkılan hücre artıklarını temizlemek ve vücuda giren yabancı mikropları ve dokuları bağışıklık sistemine tanıtacak şekilde hazırlamaktır. Akyuvarların lenfosit adıyla bilinen cinsleri ise bağışıklık sisteminin temel hücreleridir. Vücuda giren mikroplar ve her türlü yabancı dokuya karşı hem antikor üretip hem de bu yabancı maddelerin yerleştiği hücreleri doğrudan doğruya temizleyerek savaşırlar. Trombositlerin temel görevi ise bir şekilde damar zedelenmesi sonucu oluşan kanamayı önlemek, zedelenme bölgesine kümelenerek orada bir pıhtı tıkacı oluşturmaktır.

Kan hücrelerinin belirli yaşam süreleri vardır. Örneğin alyuvarlar ortalama 120 gün yaşarlar, akyuvarlar birkaç gün, bazısı aylarca hatta çok azı da ömür boyu yaşayabilirler. Trombositlerin yaşam süreleri ise 7-10 gün kadardır. Normal yaşam süresini tamamlayarak ölen hücrelerin yerine yenileri yapılarak dolaşıma salınırlar.

Kan hücrelerinin yapım yeri kemik iliğidir. Kan kemik iliğinde kök hücre diye bilinen tohum hücreler tarafından yapılır. Kök hücrelerin bu üretim faaliyetinde kemik iliğinin diğer hücreleri destek görevi yaparlar. Dolayısı ile kan yapan kök hücrelerin bu üretimi yaptıkları evleri kemik iliğidir. Kemik iliğindeki bu üretim faaliyetinde bir azalma, durma veya hatalı üretim normal görevlerini yapamayan hücrelerin anormal bir hızla çoğalarak kemik iliği, kan ve dokuları işgal etmesine ve değişik kan hastalıkları oluşmasına neden olur.

Kan hastalıkları her zaman kemik iliğindeki kök hücreden kan yapımında bozukluk olması ile ilgili değildir. Bazı kan hastalıkları kan yapımında kullanılan çeşitli mineral (demir gibi) ve vitaminlerin (vitamin B12, folik asit gibi) eksikliğine bağlı olarak yetersiz kan yapımı sonucu gelişebilir. Bu durumlarda bu eksik minerallerin ve vitaminlerin yerine koyulması ile kan yapımı normale döner. Bu tür kan hastalıklarında önemli olan vitamin ve minerallerde eksikliğe yol açan nedenleri bulmaktır. Aksi takdirde eksikliğin giderilmesi ile normale dönen kan değerleri bu eksikliğe neden olan sorunların devamı ile tekrarlar.

Bazı durumlarda kemik iliğinde normal şekilde ve yeterli düzeyde yapılan kan hücreleri damarlardaki dolaşımları sırasında çeşitli şekillerde saldırıya uğrayıp tahrip edilirler. Bunun sonucunda dolaşımda bulunan kan hücreleri normal yaşam sürelerini tamamlamadan ölürler. Her ne kadar kemik iliğinde kök hücreler bu erken ölümler dolayısı ile artan ihtiyacı karşılamak için çok çalışarak üretimi artırsa da ihtiyacı karşılayamadığından çeşitli kan hastalıkları ortaya çıkabilir. Kan hücrelerinin erken yaşta aşırı yıkıma uğraması bağışıklık sisteminin kendi kan hücrelerini yabancı sanarak saldırmasıyla ya da mekanik travmalar sonucu olabilir.

Bazı kansızlık halleri kalıtsaldır. Bu hastalıklarda alyuvarların hücre zarında hatalı yapıma yol açan kromozom hataları olabilir. Hemoglobin denilen ve dokulara oksijen taşımaya yarayan molekülün eksik veya hatalı yapımına yol açan kromozom hataları dayanıksız, çabuk tahrip olan ve kanda az yaşayan alyuvarların yapılmasına neden olur. Bazı kromozom bozuklukları da trombositlerin görevlerini yapamamasına yol açacak hatalı yapımlara neden olurlar. Bu durumda trombositler sayıca normal olsalar da görevlerini doğru biçimde yapamadıkları için kanamalar olur.

Bazı kan hastalıkları hastada kanamalara veya damar içinde kendiliğinden pıhtı oluşmasına ya da damarların tıkanmasına yol açar. Bu hastalarda pıhtılaşmada görevli proteinlerde eksiklik veya hata vardır. Bu proteinlerin yapımında rolleri olan genlerdeki hatalar nedeniyle bu hastalıklar kalıtsal olabilir ya da bu proteinleri üreten organlardaki hastalıklar sonucu sonradan gelişebilir. Bazen de kan sulandırıcı ilaç tedavilerinde verilen ilaçların kanı aşırı sulandırması nedeniyle olabilir. Damar içinde kendiliğinden pıhtı oluşması da kanın pıhtılaşmasını önleyen bazı proteinlerin miktarında azalmaya yol açabilir. Her ne sebeple olursa olsun alyuvarlarda azalmalar (anemi), ciltte solukluk, halsizlik, çarpıntı, özellikle hareket halinde belirginleşen nefes darlığı ile kendini gösterir. Bu belirtiler hastanın yaşı, altta yatan başka hastalıklarının olup olmaması ve aneminin ne kadar sürede geliştiğine göre değişir. Alyuvarların sayısında azalma sonucu çeşitli mikroplara karşı savunmasız kalan vücutta enfeksiyonlar daha kolay oluşarak ateş görülür. Trombositlerin düşüklüğü ise deri ve organlarda kanamalara neden olabilir. Bu durumlarda bu yakınmalara yol açan hastalığın bulunması gerekmektedir.

Kan hücrelerindeki düşüklükler veya anormallikler her zaman kan dokusu hastalığı ile ilgili olmayabilir. Karaciğer, kalp, böbrek hastalıkları ile bazı romatizmalar, enfeksiyonlar ve kanserler de kan hücrelerinin sayısını ve görevlerini etkileyerek çeşitli kansızlık, kanama ve pıhtılaşma bozukluklarına yol açarlar. Bu nedenle bir kan hastalığı belirtisi görüldüğü zaman bunun kanın kendi hastalığı sonucu mu olduğu yoksa başka bir hastalığın belirtisi olarak mı ortaya çıktığı araştırılmalıdır.




 
© , Biruni Laboratuvarı - Her hakkı saklıdır.