|
 |

HALK SAĞLIĞI BÜLTENLERİ
DİYABET
Şeker Hastalığı Nedir?
Bir arabanın gitmesi için benzine ihtiyacı vardır, kaloriferin yanması için de mazota veya kömüre. Her organizmanın da enerjiye ihtiyacı vardır ve organizma bu enerjiyi yediğimiz gıdalardaki karbonhidratlardan, yani şekerlerden alır. Şeker denince saf şeker anlaşılmamalıdır. Çünkü en büyük kaynakları ekmek, pilav, makarna, yoğurt ve meyve gibi gıdalardır. Yediğimiz yemeklerin içindeki şeker, bağırsaklarımızdan kana geçer, kanda en uçtaki hücrelere kadar taşınır, hücre içine girer ve burada yanarak enerjiye dönüşür. Kandaki şeker oranı ne yersek yiyelim, hep belirli bir oranda seyreder. Şeker düzeyi damardan alınan kanda aç karnına hiçbir zaman •00 mg/dl üzerine çıkmaz ve ne yersek yiyelim, yemeğe başladığımız andan sonraki 2.saatte •40 mg/dl’nin altına iner. Vücudumuzdaki mükemmel işleyen sistemler bunu harika bir şekilde düzenlerler. Ama herhangi bir şekilde şeker hücrenin içerisine giremezse, kanda birikmeye başlar, bu rakamların üzerine çıkar ve bizim şeker hastalığı (diyabet) dediğimiz tablo ortaya çıkar.
İnsülin Hormonu Vücutta Ne Yapar?
Şekerin hücreden içeri girebilmesi için insülin denilen hormona ihtiyacı vardır. Şeker gelir, hücrenin kapısının önünde bekler. Şeker vücuda girer girmez anında, midemizin hemen arkasında duran ve pankreas denilen bir organımızdan insülin hormonu salgılanır. İnsülin, hücrenin kapısının önünde duran şekerin, hücre içine girerek enerjiye dönüşmesini sağlar. Herhangi bir nedenle insülin yapım yeri olan pankreas yeteri kadar insülin çıkaramazsa veya çıkarılan insülin dokular tarafından iyi kullanılamazsa o zaman şeker kanda birikmeye başlar. İnsülin yapılamazsa veya yapılsa bile hücrelerin içine giremezse, şeker hücre içine giremez ve kanda birikmeye başlar, yani şeker hastalığı ortaya çıkar.
Şeker Hastalığı Damarlara Nasıl Hasar Verir?
Bugün elimizdeki insülin başta olmak üzere kullandığımız mükemmel ilaçlar sayesinde hemen hemen hiçbir hastamız sadece şekerin yüksekliğinden yaşamını kaybetmemektedir. Bizi korkutan şekerin hafif yüksekken bile atardamarlarda yaptığı hasardır. Vücutta hemen hemen atardamar olmayan hiçbir organımız yoktur (gözlerimiz, böbreklerimiz, kalbimiz, beynimiz, cinsel organlarımız, sinirlerimiz). Şeker buralardaki en küçük çaplı damardan en büyük çaplı damara kadar bütün atardamarları etkiler. Sonuçta şeker yüksek seyrederse atardamarları bozulan organların yapısı da bozulur ve bu organlarda bozukluklar başlar. Bunun dışında kandaki fazla şeker bazı dokuların içinde fazla birikince de yapısı bozulduğundan bu organlardaki hasar daha da hızlı seyreder. Diyabetin damarlarda yaptığı hasarlar damar büyüklüğüne göre ikiye ayrılır: Büyük damarlardaki hasarlar, küçük damarlardaki hasarlar. Büyük damarlarda yaptığı hasar sonucu yüksek tansiyon, kalp krizi, ayak damarlarında tıkanmalar, beyne giden damarlarda tıkanma sonucu ortaya çıkan geçici veya kalıcı felçlerdir. Küçük damarlarda tıkanma sonucu gelişen sorunlar ise, böbrek yetersizliği, görme sorunları ve sinir sisteminde ortaya çıkan hasarlardır. Ayaklarda ortaya çıkan yaralar ve cinsel sorunlar hem büyük, hem de küçük damarlarda gelişen hasarlar sonucudur. Unutulmaması gereken çok önemli bir nokta şudur: Kan şekeri iyi seyrederse bu sorunların hiçbirisi olmaz. Olsa bile çok uzun yıllardan sonra gelişir, gelişse bile çok hafiftir. O nedenle şekerin damarlardaki yaptığı hasarı düşünüp üzülmek ve karamsar olmak yerine, şeker düzeyimizi iyi tuttuğumuz taktirde hiçbir sorunla karşılaşmayacağımız gerçeğine odaklanmalıyız.
Diyabetin Belirtileri Nelerdir?
Önemli nokta şudur: Kandaki şeker düzeyi •70-•80 mg/ dl düzeyini geçmeden çok bilinen diyabet belirtilerinin hiçbiri görülmez. Ancak belirtilerin görülmediği bu dönemlerde bile önlem alınmazsa hasar sürer. Kan şekeri •70-•80 mg/dl’i geçince ortaya çıkan bazı belirtiler şunlardır:
• Sık idrara çıkma
• Ani kilo kaybı veya kilo almaya eğilim
• Ağız kuruluğu ve çok su içme
• Açlık ihtiyacının artması ve çok yeme isteği
• Ciltteki yaraların veya kesiklerin yavaş iyileşmesi
• Kuru ve kaşıntılı bir cilt
• Ellerde ve ayaklarda uyuşma
• Halsizlik ve aşırı yorgunluk
• Tekrarlayan enfeksiyonlar, mantar enfeksiyonları
• Ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi
• Cinsel sorunlar
• Bulanık görme
Enfeksiyonlarda Şeker Hastalığı Belirtisi Olabilir mi?
Vücudumuz her zaman birçok mikropla karşılaşır, ancak bunların hastalık yapabilmesi için en önemli şart direncin düşük olmasıdır. Diyabet kontrol altına alınmazsa, vücudun direncini düşüren bir hastalıktır. O nedenle düzensiz seyreden bir şeker hastalığında, basit enfeksiyonlar çok daha sık görülebilir veya daha hasarlı-hızlı seyreder. Diyabette en çok görülen enfeksiyonlar, idrar yolu enfeksiyonu, cinsel bölgelerde ve ayak parmaklarında-tırnaklarında ortaya çıkan mantar enfeksiyonlarıdır. Sadece diyabet gibi düşük vücut direnci ile seyreden hastalıklarda nadir görülen mantar enfeksiyonları bazen yaşamı tehdit edici olabilir.
Şeker Hastalığının Kaç Tipi Var?
Aslında 4 tip diyabet vardır. Tip • diyabet, Tip 2 diyabet, gebelik diyabeti ve diğer özel türler. Diğer özel türlerin içine kortizonla ortaya çıkan diyabetten tutun da böcek ilacı zehirlenmesi sonucu ortaya çıkan diyabete kadar birçok tür girer. En çok bilinenler birinci tür (Tip •) ve ikinci tür (Tip 2) diyabettir. Tip • diyabet daha az görülen bir diyabettir. Herkesin bildiği ve genelde %80 civarında görülen diyabet, Tip 2 diyabettir. Tip • diyabet pankreas dediğimiz insülini salgılayan organa karşı vücudun tepki göstermesi sonucu ortaya çıkar. Daha çok çocuklarda ve gençlerde görülür. Aniden başlar, ilk başta açlık kan şekeri çok yüksektir. Daha önce hiçbir yakınma yokken kişi aniden kilo vermeye başlar. Yapılması gereken tedavi yalnızca ve yalnızca insülin tedavisidir. Her zaman çocuk ve gençlerde olacak diye bir kural yoktur, ileri yaşlarda da başlayabilir.
Tip 2 diyabet, toplam diyabet içinde %80-85’lik grubu oluşturan çok sık görülen bir türdür. Aslında insülin salgılanmaktadır ancak insüline karşı vücut direnç gösterdiğinden, insülin etkisini gösterememektedir. Daha önceleri, 40 yaş sonrası kişilerde görülen bu tür, yaşam stilinin değişmesiyle birlikte artık daha genç yaşlarda da ortaya çıkmaya başladı. Artık 20’li yılların başlarında olan birçok Tip 2 diyabet hastası vardır. Belirtileri sinsidir, tesadüfen ortaya çıkar. Kişiler incelendiğinde kendilerinde ve ailelerinde diyabet, yüksek tansiyon, kilo fazlalığı, enfarktüs, felç, kan yağlarında düzensizlik gibi sorunların sık olduğu görülür.

|
|
|
 |
 |
 |
© , Biruni Laboratuvarı - Her hakkı saklıdır. |
|
|
 |